Sis DAĞI

Sis DAĞI

Doğu Karadeniz dağları içerisinde kültürel ve tabi güzelliği açısından çok önemli bir yeri olan sis dağına Trabzon’dan ya da Gümüşhane’den ulaşılır. Her yıl belli zamanlarda sis dağında binlerce insan toplanarak sis dağı şenliklerini gerçekleştirirler. Sisdağı sisli olur suyu bulanık olur der türkünü biri. Sis eksik olmaz başından ya da eteğinden. Fakat sisin bir dağa böyle yakıştığına hiç bir yerde şahit olamazsınız. Çoğu zaman bulutlar dağın zirvesine ulaşamaz. Dumanın içerisinde yavaş yavaş yolculuk ederken birden zirvede çok yoğun bir güneş ışığıyla karşılaşırsınız. Bulutların üzerinde uçtuğunuz ya da uçan bir adanın üzerinde oluğunuzu sanırsınız. Çevresinde dev uçurumlar olan yem yeşil bir düzlük işte size şenlik meydanı. Bir rivayet anlatılmaktadır. Rus işgali sırasında köylü 7 genç kız namuslarına bir zarar verilmesinden korkarak dağın zirvesine sığınmıslar. Daha sonra Rusların dağa doğru geldiğini haber alınca ve saçlarını birbirine bağlayarak kendilerini uçurumdan aşağı atmışlar. Bu nedenle onların kendilerini attıkları yere 7 gelin tepesi denmeye başlanmış. Sis dağını gezdikten sonra Acısuya uğramayı ihmal etmeyin. Buraya yakın olan Acısu bildiğimiz maden sodası. Çeşmeden maden sodası içmek denemeyenler için ilginç gelebilir…




Toplam Okunma : 88 , Bugün : 0 Yorum Yap »

Yeşilin her tonu KÖROĞLU DAĞLARI

Köroğlu Dağları, Bolu’da Kartalkaya yolu üzerinde. Ücretli otoyoldan Bolu’ya saptıktan sonra dümdüz gidiyorsunuz. Organize Sanayi Bölgesi’ni geçtikten 10 km sonra trafoların yanından Kartalkaya sapağından giriyorsunuz ve Kındıra Köyü’ne doğru yol alıyorsunuz.

Çevremiz kış aylarında alışılandan çok daha farklı ama dağlara doğru çıkarken buradaki doğayı yazın da doyasıya yaşamanın ayrı bir güzel olduğunu farkediyorsunuz. Burası yayla turizmi için gelenlere sonsuz imkanlar sunuyor.

Yaz aylarında bu bölgede büyük oteller kapalı olduğu için tek tek küçük tesisler hizmet veriyor.
İlk durağımız Kartalkaya yolunda tam 5. km’deki Villa Neva.

Villa Neva, 6 odalı küçücük bir butik otel. Bahar ve yaz aylarında çoğunlukla bisiklet ve yürüyüş yapmak isteyenleri ağırlıyor. Bunun dışında, şezlonglarda muhteşem manzara karşısında dinlenmek için de rahatlıkla gelebilirsiniz.

Villa Neva, Nevin-Erol Karaoğul çiftinin 18 yıllık evi aslında. Evlerini geçtiğimiz sene yanına yeni bir bölüm yaparak, otel haline getirmişler. Otelin kedisi Minnoş, gelenleri kulübelerindeki köpekler Paxi ve Pheebe ile birlikte karşılıyor.

Otelde ev yemekleri sunuluyor. Başta soğan çorbası, Alman yemekleri ve değişik tatlılar Nevin Hanım’ın spesiyalleri.

Misafirler, bahçede hoş bir müzik eşliğinde günlerini geçirebiliyor. Geceyi burada geçirmek isteyenler de Safranbolu tarzı mobilyalarla döşeli odalarda kalabiliyor.

Köroğlu Dağları’ndaki tesislerde kalabalık ve hareketli aktiviteler yok. Burası spor yapmak isteyenlerin ve huzur arıyanların yeri. Villa Neva’nın geceliği tüm yemekler ve ikramlar dahil kişi başı 65 YTL.

Villa Neva’yı arkamızda bırakıp Kartalkaya’ya doğru biraz yukarılara çıkıyoruz. Kışın kayak tutkunlarını ağırlayan bölge yazın her seviyede sporsevere imkanlar sunuyor.

Köroğlu Dağları’nın her tarafında doğal yürüyüş ve bisiklet parkuları var. Yanı başınızda göl arkanızda orman ve kurbağa sesleri eşliğinde spor yapmak son derece keyifli.

Özellikle bisiklete binmek isteyenler otellerden rehberlik hizmeti alıp, bisiklet kiralayabiliyor. Yöre sakinleri bu sporu yapmayı düşünenleri mutlaka kask takıp eldiven giymesi konusunda uyarıyor.

Motorsiklet tutkunları da zaman zaman bu bölgedeki parkurlarda turlar düzenliyor.

Kartalkaya’ya doğru çıkarken diğer bir konaklama tesisinin, Baysal Otel’in önünde duruyoruz. Buraya günübirlik gelenler de var kalanlar da…

Etraftaki her köşe adeta birer kartpostal kadar güzel. Burası doğayla başbaşa sessiz sakin ve oksijen dolu bir haftasonu için ideal.
Köroğlu Dağları’nın tanıtımında kullanılan slogan şöyle: “Burası yamaçların, düzlüklerin, ağaçların, çiçeklerin, kuşların sizi çağırdığı yer!” Çevreyi gezdiğinizde söylenenden daha da güzel olduğunu farkediyorsunuz. Ama yöre halkı, kışın gösterilen ilginin yazın azalmasından şikayetçi. Oysa yayla turizmi için son derece uygun bir bölge.

Baysal Otel’in biraz yukarısında Özcan Pansiyon ve Alabalık Tesisleri var. Özcan Ailesi Yenicepınar Köyü’nden gelip burayı 49 yıllığına kiralamış.

Beş odalı Özcan Pansiyon haftasonu köy hayatı yaşamak isteyenlere hizmet veriyor. Burası o kadar doğal ki, elektrik dahil şehre dair hiçbir şey yok.

Özcan ailesi, misafirlerine bal, kaymak, terayağ ve sucuklu bir köy kahvaltısı sunuyor. Diğer öğünlerde ise başta alabalık olmak üzere yöresel yemekler ikram ediliyor. Özcan Pansiyon’da alkollü içki servisi yapılmıyor.

Odalara tesisin jeneratöründen sınırlı olarak elektrik veriliyor. Ama cep telefonları bu bölgenin hiçbir yerinde çekmiyor.

Kartalkaya yolunda yazın konaklanabilecek diğer bir otel de Yayla Otel.

Biz bir de Kındıra Köyü’ne girelim diyoruz. Yanı başı özellikle kışları turizm merkezi olmasına rağmen, bu orman köyü tamamen kendini korumuş. Ürettiklerini satın alabileceğiniz bir yer yok ama insanları çok sıcak ve misafirperver.

Kısacası Köroğlu Dağları şehirden tam anlamıyla kopmak için ideal
ULAŞIM

İSTANBUL-KARTALKAYA 280 KM
ANKARA - KARTALKAYA 170 KM
*KÖROĞLU DAĞLARI BOLU’DA KARTALKAYA YOLU ÜZERİNDE
*OTOYOLDAN BOLU’YA SAPILIYOR.
*KARTALKAYA SAPAĞINDAN GİRİLİYOR.

KONAKLAMA

VİLLA NEVA 0374 226 48 96
BAYSAL OTEL 0374 218 90 16
ÖZCAN PANSİYON 0374 218 90 81
YAYLA OTEL 0374 226 42 25

Toplam Okunma : 185 , Bugün : 2 Yorum Yap »

Mudanya

Bursa’nın, Marmara denizine bakan iki ilçesinden biridir MUDANYA. Kuzeye açık olduğundan denizi genellikle dalgalıdır. Yazın her sabah denize rahatlıkla girilir. Öğleden sonra çıkan imbat ve poyraz yazın sıcak günlerini serinletir. Havası çok temiz ve özellikle, kalp hastaları için faydalıdır

Özel Araçla / Karadan
..Mudanya gezisine özel aracınızla İstanbul’dan yola çıkıyorsanız yolculuğunuzda kat edeceğiniz mesafe 268 kilometredir. Bayramoğlu-Darıca sapağında otobandan ayrılarak Eskihisar’dan dolunca kalkan arabalı vapurlara binin ve Topçular iskelesine geçin. Yalova üzerinden Bursa yoluna çıkın.
..Gemlik’ten sonra rampanın sağında yer alan Kurşunlu sapağı ile sahile paralel Armutlu siluetine bakarak güzel manzaralı, aynı zamanda kestirme ve birazda virajlı asfalt yoldan Mudanya’ya ulaşabilirsiniz.
..322 kilometrelik İzmir-Mudanya yolculuğu içinse; zeytin ağaçları ile kaplı Balıkesir-Susurluk-Karacabey güzergahını kullanabilirsiniz.

Deniz Yoluyla
…Türkiye’nin 4.büyük şehri olan Bursa’nın İstanbul ile denizyolu bağlantısı halen deniz otobüsleri ile 1 saat 45 dakikalık bir yolculuk ile sağlanmaktadır. 2006 Yılı içinde aynı süre içinde hızlı feribot ile İstanbul’dan Bursa’ya aracınız ile ulaşmak da mümkün olacaktır.
…Cumartesi dahil hafta içi her gün sat 18.15′te Bostancı’dan, 18.45′te Yenikapı’dan kalkan denizotobüsleri Mudanya’dan ise saat 07.30′da hareket etmektedir. Denizotobüsleri Pazar günleri ise Mudanya ve İstanbul’da saat 18.15′te karşılıklı sefer yapmaktadır.
İDO Mudanya danışma 0(224) 544 11 05

Şehir İçi Ulaşım
…İlçeye Bursa’dan geliş de çok kolaydır. İki otobüs ve 94 minibüs ile yaz-kış Bursa-Mudanya hattında toplu taşımacılık yapılmaktadır.
…Bursa’ya ulaştığınız otobüsten Şehirlerarası Terminalde iniş ardından 90 numaralı Terminal otobüsleriyle öncelikle Santral Garaj’a geleceksiniz. Ardından BursaRay istasyonundan “1050 Konutlar-Organize Sanayi” yazılı raylı sistemle Mudanya minibüslerinin kalktığı ana durağa ulaşacaksınız. Minibüsler ilgili hatta saat 05.50 ile 24.00 arasında 5 dakikada bir sefer yapmaktadır. 25 kilometrelik yol 20 dakikada alınmaktadır.

Nasıl Kalınılır?…Mudanya içinde eski tren istasyonunun restorasyonu sonucu oluşan denize sıfır terası ile yüzme havuzu ve çatı katı süit odaları ile konforlu otel olan Montania dışında odaları yine denize bakan; Koç, Ferah ve Mudanya oteli ile toplam 4 otel mevcuttur.
…Yazları buralarda yer bulmak güçleşir. İlçeye bağlı Güzelyalı beldesinde de Motel Köksal bulunmaktadır. Motelde ek olarak yüzme havuzu ve eğlence tesisleri de faaliyet göstermektedir.
…Son birkaç yıl içinde konaklama tesislerine kavuşan Zeytinbağı beldesinde ise Mudanya Montania Hotel’in kardeş kuruluşu olan Otel Tirilye ile eski bir Rum evinden otantik bir dekorasyonla pansiyona dönüştürülen Savarona hizmet vermektedir.

Gezilecek Yerler...Rumlardan kalma kagir evleriyle Girit mahallesi, eski Türk konakları, Mütareke Evi Müzesi, Tahir Paşa Konağı, Siği köyü ve Tirilye beldesi Mudanya’yı sonbaharda hafta sonları için ideal bir kaçış noktası haline getiriyor.

Ne Alınır...Mudanya’da alınacakların başında tabi ki zeytin geliyor. (Mudanya güzeli için yazılan şiirlerde, bestelenen şarkılarda “zeytin gözlü yar” boşuna denmemiş olsa gerek).. Çekirdeği küçük, çabuk ayrılan, etli ve kabuğu ince, yağ oranı fazla zeytinlerden ilçeden ayrılırken almayı unutmayın.
…Yılın her mevsiminde farklı bir hafta sonu yaşayabileceğiniz ilçenin 10 kilometre uzaklığındaki tatil beldesi Zeytinbağı’na (Tirilye) yolunuzu mutlaka düşürmeye çalışın. Buraya uğradığınızda da odunlu fırınında pişen ekmeğinden almadan dönmemenizi tavsiye ederiz.

Yapmadan Dönme… Her yönüyle sayfiye şehri olmasından dolayı Mudanya’da çok kaliteli ve leziz balık lokantaları ve diğer yemek türlerini bulabilirsiniz. Montania, Koç, Ablanın Yeri, Ahtapot, Ezgi; Yeniköy’de (Arnavutköy), Filiz, Canlı balık Erol, bunlardan bir kaçıdır.
… Club Inn, Mudanya’nın tek diskosudur. Montania Otel’in cafe bar’ı da eğlence yerleri arasındadır. Mudanya Belediye Sarayı’nın en üst katında, Öğretmenler Lokali hizmet vermektedir.
… Oturup denizin seyredildiği sahil gazinoları, çok temiz ve iyi hizmet veren yerlerdir. Demirhane mevkiinde Martı çay bahçesi, İskele’de Mudanya çay bahçesi, Meriç çay bahçesi, Belediye meydanında, Yıldız çay bahçesi, Derya Çaybahçesi, Mütareke Müze Evi yanında, Korsan’ın Yeri, Deniz Feneri bunlardan bir kaçıdır.

Toplam Okunma : 113 , Bugün : 0 Yorum Yap »

Trabzon’un incisi yomra






]



Toplam Okunma : 144 , Bugün : 0 Yorum Yap »

Uzungöl

 

Toplam Okunma : 76 , Bugün : 0 Yorum Yap »

İznik

İznik, her avuç toprağı binlerce yıldır kültür kalıntıları ile yoğrulmuş, bölgede, yüzyıllar boyu tarih sayfalarının baş köşelerinde yerini almış bir kenttir. Dört imparatorluğa başkentlik yapmış nadir yerleşimlerden biridir.

Çinicilik

İznik çiniciliğinin gelişimini, tarihleri bilinen yapılar üzerindeki çini kaplamalardan açık-seçik görülebilir.1378-1391 yılları arasında yapılan İznik Yeşil Cami minaresini süsleyen en eski Osmanlı çinileri teknik ve dekor bakımından Selçuk geleneğini devam ettirmekle beraber renk ve tonları onlardan daha zengindir. Camiye ismini veren bu çiniler firuze ve yeşil renklerin çeşitliliği ve zenginliğiyle dikkat çekerler.

İstanbul’daki yapılarda kullanılan çinilerin İznik’te yapıldığını tarihsel belgelerden öğreniyoruz.Milet,Şam grubu ve Rodos işi adı ile tanınan seramiklerin merkezi İznik’tir. XVII. yy.da İznik’e gelen gezgin Evliya Çelebi, 300′den fazla çini fırınının bulunduğundan söz eder.İznik çinilerinde; lâle,sümbül,nar,karanfil gibi çiçek motifleri kullanılmıştır.Ayrıca insan,kuş,balık,tavşan, köpek gibi hayvan ve gemi motiflerine de rastlanır.Mavi, firuze, yeşil ve kırmızı en çok kullanılan renklerdir.

Tarihçe: Kent yakınlarındaki Karadin, Çiçekli, Yüğücek ve Çakırca Höyüklerinde M.Ö. 2500 yıllarına inen uygarlık izleri saklıdır. M.Ö. VII. yüzyılda Trak kavimlerinin göçlerinden önce burada kurulan yerleşim ‘Helikare’ adını almıştır.Kentte basılan * Khryseapolis (Altın Şehir) adı okunmaktadır.

Makedonya İmparatoru İskender’in generali Antigonos tarafından M.Ö. 316 yılında yenilenen kent Antigoneia adını almıştır. İskender’in ölümünden sonra Antigonos ile general Lysimakhos arasındaki savaşı kazanan Lysimakhos kente, Antipatros’un kızı olan eşi Nikaia’nın adını vermiştir.

M.Ö. 293′te Bithynia Krallığı’na bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenmiştir. Bir süre Bithynia Krallığı’nın başkenti olan Nikaia daha sonra Roma’nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür.

Nikaia, Bithynia havarilerden Petrus’un çabaları ile Hıristiyanlık ile tanışır. İmparator l. Constantinus döneminde Hıristiyanlık üzerindeki yasaklar kalkar. 325 yılı yazı başında Nikaia, Hıristiyanlık için çok önemli bir olaya sahne olur ve Birinci Konsül, Senatus Sarayı’nda toplanır.

İmparator Constantinus’un da katıldığı toplantıda iki önemli görüş tartışılır. İskenderiyeli din adamı Arius’un görüşü Hz. İsa’nın sadece bir insan olduğu ve tanrıdan dünyaya gelmediğidir.” Kısa sürede taraftar toplayan bu teze, Piskoposlar karşı çıkmıştır.

Hıristiyan dünyasınca bugün de savunulan “Hz. İsa’nın Tanrı’ nın oğlu olduğu” tezi uzun tartışmalardan sonra kabul görmüştür.Hıristiyanlıkla ilgili yortu günleri ve Nikaia Kanunları adı ile bilinen 20 maddelik metin bu Konsülden sonra kabul edilmiştir.787 yılında İznik Ayasofya’sında VII. Konsül toplandı. İmparatoriçe İrene’nin önderliği ile resim ve heykel üzerindeki yasaklar kaldırıldı.İznik, Selçukluların da ,Bizanslıların da başkenti olmuştur.

1331 yılında Osmanlı orduları tarafından ele geçirilen İznik, Osmanlı dönemiyle birlikte canlanmaya başladı. Osmanlı idaresinde İznik, sanat, ticaret ve kültür merkezi oldu. Orhan Gazi Medresesinde birçok ünlü ders verdi. Davud-u Kayseri, Ebul Fadıl Musa, Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi ünlü tasavvuflar İznik’te yaşadı ve eserler verdi. Osmanlı döneminin ilk cami, medresesi ve imareti İznik’te inşa edildi.

XIV ve XV. yüzyıllarda XVI. yüzyılda İznik bir sanat merkezi olmuş, dünyaca ünlü çini ve seramikler burada üretilmiştir. İznik, Hellenistik çağdan kalma ızgara planlı kent yerleşimi, Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden kalan anıtsal yapıları ile tarihi kent dokusunu bütün canlılığıyla korumaktadır.

İklim: İznik genellikle ılıman bir iklime sahiptir. İlçede kışlar genel olarak çok yağışlı, yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.

Gezilecek Yerler
Tümülüs, Kaya Mezar ve Anıtları

Berber Kaya: İznik’in doğusunda yer alan bir tepenin eteğindedir. Yek pare kayadan oyulmuş büyük bir oda şeklinde mezar anıtıdır. Zemininde mezarlar bulunmaktadır.M.Ö. II. yüzyıla ait olup Hellenistik dönemin İznik’teki önemli bir örneğidir. Devasa boyuttaki bu lâhdin Bithynia Kralı II. Prusias’a ait olduğu öne sürülmektedir.

Beştaş (Obelisk): Kentin kuzeyinde bağlar arasında yükselen bu mezar anıtı, eski Roma yolu üzerindedir. Beştaş,Nişantaşı, ve Dikilitaş adları ile de bilinmektedir. Üzerindeki Yunanca kitabeden I. yüzyılda C. Cassius Philiscus’a ait olduğu anlaşılmaktadır. Anıtın tepesindeki altıncı taşın üzerinde bir kartal veya zafer tanrıçası Nike’nin heykeli olduğu sanılmaktadır. Anıtın bir yönünde ise Philiscus’un heykeli olduğu kalan izlerden anlaşılmaktadır. Mezar anıtı 12 metre yüksekliktedir.

Hypoge: Elbeyli Beldesi’nin Hespekli mevkiinde benzersiz bir yeraltı mezarıdır. IV - V. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Tavanı ve duvarları erken Hıristiyanlık döneminin tipik renkli freskoları ile kaplıdır. Mezar odasında üç adet mezar yer alır.

Dörttepeler Tümülüsü: Elbeyli Belediyesi mezarlığı içindedir. Tümülüs’te iki anıt mezar belirlenmiştir. İlk mezar yol kenarındadır. Dromosiu dikdörtgen mezar odası ile iki yanında ikişer kilisesi bulunmaktadır. Diğer mezar İse beyaz mermerden yapılmış mezar odası ile kaba taş ve ağaçlarla örtülüdür.

Diğer Tarihi Kalıntılar

Senatüs (Bizans sarayı): Sarayın 4. yüzyılda yapıldığı katî olup halen göl suları tarafından örtülmüştür. Zemin mozaikleri toprak altında mevcut olup Hristiyanların Teslis ve İsa?nın ulûhiyeti,insaniyeti münakaşalarını yapan 318 papazın ilk Konsili 325 yılında burada akdolunmuştur. 787 yılında Ortodokslar arasında Azizlerin tasvirleri hakkında çıkan ihtilâfın münakaşası için toplanan 7. Konsil de burada toplanmıştır.

Surlar: İznik’in çevresini beş kenarlı çokgen şekilde kuşatan surlar 4970 metre uzunluğundadır. İznik’in iki ana caddesinin kesiştiği noktadan bakıldığında, dört ana kapı görünür. Hellenistik dönemde inşa edilmeye başlanan surlar, Roma ve Bizans dönemlerindeki yeni ilavelerle günümüzdeki şeklini almıştır. Kentin dört ana kapısından günümüze Lefke Kapı ile İstanbul Kapı sağlam ulaşabilmiştir. Yenişehir Kapı kısmen, Göl Kapı tamamen yıkıktır. İstanbul Kapıda tiyatrodan getirilen masklar bulunmaktadır, İstanbul ve Lefke kapısında mermer kabartma friz parçalarının da kullanıldığı görülmektedir.

Tiyatro: İznik Antik Tiyatrosu göl kıyısı ile Yenişehir Kapı arasında geniş bir alana inşa edilmiştir. Tiyatro, İmparator Traianus döneminde Bithynia prokonsülü (valisi) Plinius’un çabalarıyla 111-112 yıllarında yapılmıştır. Tiyatro, XIII. yüzyılda toplu mezarlığa dönüştürülmüştür. Daha sonraki yıllarda içinde kilise, saray ve Osmanlı seramik atölyeleri ve çini fırınları yapıldığı, yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmıştır.


Böcek Ayazma: Koimesis Kilisesi yakınındadır. Üstü kubbe ile örtülü, yuvarlak bir yapıdır. Hyakinthos Manastırının bir bölümü olduğu sanılmaktadır. Ayazma VI. yüzyıldan günümüze sağlam gelmiş eserlerdendir.

Kilise ve Camiler

Koimesis Kilisesi: Piskopos Hyakinthos tarafından VIII. yüzyılda yaptırılmıştır. Hyakinthos Manastırı’nın bir bölümü olduğu sanılmaktadır. 1065 depreminde yıkılmış, Koimesis Kilisesi kalıntıları ancak ilavelerle tamir edilmiştir. Kilisenin mozaikleri ve ikonaları 1807′de İznik Metropoliti Daniel’in isteği üzerine yenilenmişti.

Ayasofya Kilisesi: İki ana caddenin kesiştiği yerde, kentin tam ortasındadır. Bizans dönemi eseridir ve tahminen XI. yüzyıldaki depremden sonra yenilenmiştir. 1331 yılında Orhan Gazi Camii adını almıştır. Deprem ve yangınlarda tahribe uğramıştır. XVI. yüzyılda Mimar Sinan tarafından büyük ölçüde değişikliğe uğratılmış ve yenilenmiştir. Bir mezar odası duvarında Hz. İsa freski bulunmaktadır. VII. Konsil’in toplandığı yerdir. Bu nedenle inanç turizmi için önemli bir merkezdir.

Hagios Tryphonos Kilisesi: İstanbul Kapıya giden caddenin sol tarafındadır. Birkaç duvar ve döşeme mozaiklerinden parçalar bulunmuştur. Duvar tekniği ve planı kilisenin X - XII. yüzyıllarda yaptırılmış bir Bizans eseri olduğunu göstermektedir.

Ayatrifon Kilisesi: Yenişehir Kapı’ya giden caddenin sağındadır. Plan, İstanbul’daki Kariye Camine benzer. Planına göre büyük bir kubbe ile örtülü olduğu ve tabanının çok süslü mozaiklerle kaplandığı anlaşılmaktadır. Kilisenin XIII. yüzyılda Teodoros Laskaris tarafından, Aya Trifon adına yaptırdığı sanılmaktadır.

Hacı Özbek Cami: İznik’te inşa edilen ilk Osmanlı camisidir. Üstü 8 metre çapında kiremit kaplı bir kubbe ile örtülüdür. 1333 yılında inşa edilmiştir.

Yeşil Cami: İznik’in sembolü olan Yeşil Cami, adını yeşil çinili ve tuğlalı minaresinden almıştır. Caminin yapımını Çandarlı Hayreddin Paşa 1378 yılında başlatmış, fakat ölümü üzerine oğlu Ali Paşa 1391′de tamamlatmıştır. Erken Osmanlı döneminin tek kubbeli camileri arasında en görkemlilerindendir. Eşsiz minaresi caminin sağ köşesindedir. Gövdesi mavi ve yeşil renkli çinilerle zigzaglı mozaik tekniğiyle bezenmiştir. Selçuklu minare geleneğinin ilk dönem Osmanlı sanatına yansımasının önemli bir örneğidir.

Mahmut Çelebi Cami: Çandarlı Hayreddin Paşanın torunlarından Mahmut Çelebi tarafından 1442 yılında inşa ettirilmiştir.

Orhan Bey Camii Ve Hamamı: Cami, Yenişehir Kapı dışında sol tarafta tarlalar arasında kalıntı halindedir. Hamam ise, cami ile surlar arasında bulunmaktadır.

Türbeler

Şeyh Kutbettın Camı Ve Türbesi, Eşref-1 Rumî Camı Ve Türbesi, Yakub Çelebi Zaviyesi Ve Türbesi, Kırgızlar Türbesi , Sarı Saltuk Türbesi, Åandarli Hayrettin Paşa Türbesi, Åandarli İbrahim Paşa Türbesi Ve İmareti, Åandarli Halil Paşa Türbesi, Huysuzlar Türbesi, Ahiveyn Sultan Türbesi, Abdülvahap Sancaktarı Türbesi İznik’in önemli türbeleridir.

Han ve Hamamlar

Rüstem Paşa Hanı:Bu gün evler arasında kalmış duvar kalıntıları halindedir. Yalnız kuzey ve batı duvarının bir bölümü ayaktadır. Yapı XVI. yy. da Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı Rüstem Paşa adına Mimar Sinan tarafından inşa edildiği sanılmaktadır.

İsmail Bey Hamamı:XIV. yy sonları ile XV. yy başlarına aittir. İç mimarisiyle seçkin bir yapıdır.

Haci Hamza Hamamı:Mahmut Çelebi Caminin yanındadır, ikinci Murat hamamı olarak da anılır. XV. yy da inşa edilmiştir.

Meydan Hamamı:1.Murat Hamamı olarak da bilinir. Çifte hamam biçiminde inşa edilmiştir. Hamam XIV. yy sonlarına tarihlenir.

Müzeler

İznik Müzesi: (Nilüfer Hatun İmareti) İmaret 1388 yılında Osmanlı Sultanı l. Murat tarafından annesi Nilüfer Hatunun anısına inşa ettirilmiştir.İmaret olarak kullanılan yapı, yoksullar için her gün yemek dağıtan bir hayır kurumuydu.

Cumhuriyet döneminde değişik gereksinimler için depo olarak kullanılan bina 1960 yılında müze olarak hizmete açılmıştır.Tarihsel bir yapı olan imaret, XIV. yy Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.

Müzede,İznik ve çevresinden toplanan arkeolojik buluntular ile Ilıpınar, Tiyatro ve İznik’teki çini fırınları kazılarından çıkarılan eserler sergilenmektedir. Müze bahçesinde; Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı eserleri yer almaktadır.

Ne Yenir?
Istakoz güveci, sazan balığı çorbası, yayın balığı, şiş veya buğulama, kerevit salatası ve kerevit güveç İznik Gölü çevresinde bulunan lokantalarda tadılabilecek yiyecek türleri olarak sayılabilir.

Ne Alınır?
İznik’ten öncelikle meşhur İznik çinisi alınabilir. Ayrıca bölgede yoğun olarak yetiştirilen zeytin çeşitlerinden de almak mümkündür.

Yapmadan Dönme
İznik Müzesini görmeden,

Tümülüs ve Mezar Anıtları görmeden,

İznik surlarını gezmeden,

VII. Konsil’in toplandığı Ayasofya Kilisesini ziyaret etmeden,

Çini süslemeleriyle ünlü camileri görmeden,

İznik çinilerinden almadan Dönmeyin.

Toplam Okunma : 61 , Bugün : 1 Yorum Yap »

429 Sayfa: « İlk Sayfa ... « 421 422 423 [424] 425 426 427 » ... Son Sayfa »


eXTReMe Tracker

Etiketler


Copyright © 2008 Turizmrehber.org. || Wordpress || Tasarım:Sırrı ÖZDEN || Sponsor
iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması

Yeni server