Kayısı Diyarı….. MALATYA
?Bana mişmiş derler bu diyarda? dedi sanki bir kaşını kaldırıp, ?Ama Anadolulular ?kayısı? olarak tanır. Ne zaman ?Malatya? dense ben akıllara gelirim. Dünyadaki yaş kayısı üretiminin yüzde on beşini burası karşılar? diye sürdürdü sözlerini, kardeşleriyle birlikte kurulduğu kayısı tezgâhının üstünden. Kendileriyle ?Şirre Pazarı?nda, kayısı üreticilerinin ürünlerini sattığı yerde karşılaşmıştık: ?Bilimsel adımın Prunus armeniaca veya Armeniaca vulgaris olduğuna bakıp Ermenistan?a özgü bir meyve olduğumu sanmayın sakın. Çin?de MÖ 3000 yılından beri bilinirim. Büyük İskender?in Asya Seferleri sırasında (MÖ 330-323) İran ve Kafkaslar üzerinden Anadolu?ya geldim. Anadolu?dan batıya geçişim ise MÖ 1. yüzyılda Romalılar?ın Anadolu?ya geldiği zamanlarda Ermeni tüccarlar aracılığıyla oldu. Önce İtalya ve Yunanistan?a götürüldüm. Ardından İngiltere ve Fransa?ya. Belki de terminolojideki adımı o dönemdeki Anadolulu Ermeni tüccarlara borçluyum.


Kentim Türkiye?nin yaş kayısı üretiminin yüzde ellisini, kuru kayısı üretiminin ise yüzde doksan beşini karşılıyor. Siz adem çocuklarına ne faydam var diye mi soruyorsunuz? İçeriğimdeki sodyum oranı fakir, potasyum oranı zengindir. Bu sayede kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, hepatit, siroz ve daha nicelerinin tedavisine olumlu etkilerim vardır.


Kentimin isminden Hitit yazıtlarında Maldia olarak bahsedilir. Asurlular Meliddu, Melide, Melid, Melidia; Urartular Melitea derler. Strabon ise Melitene olarak adlandırır ve Malatya?nın Asur kraliçesi Semiramis tarafından ?Meliten? adıyla kurulduğunu yazar. Malatya kelimesinin Hitit dilinde bal anlamına gelen ?Melid? kelimesinden türediği ileri sürülür. Gelişen Maldia-Melitene, Kalkolitik çağdan beri iskân görür. Hititlere, Medlere, Perslere, Romalılara, Bizanslılara, Osmanlılara yurt olur. Bilirsiniz, Anadolu toprakları doğudan gelenleri batıya, batıdan gelenleri doğuya taşır.



Malatya da bu yolların kesiştiği en önemli yerlerden birinde, kavşak noktasındadır. Zaten Anadolu?da bin yıllardır doğu, Fırat?ın doğusudur. Batı da Fırat?ın batısı. Sınırdadır kentim. Ne doğudur, ne batı… Kentimden geçen yollar Karasu-Aras üzerinden Kafkasya?ya, Murat-Karasu-Van Gölü üzerinden doğuya, Adıyaman ve Urfa üzerinden güneye ulaşır. Bu yollar Akad İmparatoru I. Sargon zamanından beri işler.
Malatya?yı gezmeye, şehrin ilk kurulduğu yer olan Arslantepe Höyüğü?nden başlamanızı öneririm. Höyük şehre dört kilometre uzaklıktaki Orduzu semtinde bulunur. 1932 yılından bu yana süren kazılarda, Kalkolitik dönemden Roma dönemine kadar yedi kültür tabakası tespit edilmiş. En önemli yerleşimi ise Geç Hitit döneminde görmüş ve Roma yönetimi altındaki Melita?nın merkezi olmuş.Yetkililer kazı yapılan alanların üstünü kapatmışlar. Günışığına çıkartılan duvar resimlerinin zarar görmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar.




Ee, üç bin yıllık resimler var aralarında. Dünya mirası… Malatya?nın kayısıları da iyidir hani. Bak, yanımda yatan kardeşlerim höyüğün dibindeki bahçeden gelmiş.
Arslantepe?den Battalgazi?ye geçin. Malatya?nın yerlileri Eski Malatya diye isimlendirir Battalgazi?yi. Romalı lejyonlar gelince kenti Arslantepe?den kuzeye taşımaya karar vermişler. Kentin bir kısmı hâlâ ayakta kalan surları, Traianus döneminde (MS 98-117) yapılmış. Battalgazi?de Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad?ın 1224 yılında yaptırdığı Malatya Ulucamii ile 1632 yılında IV. Murad?ın silahtarı Bosnalı Mustafa Paşa tarafından yaptırılan kervansarayı da görün derim. Kentin Aspuzu bağlarına yerleşmesi ise 1838 yılına rastlar. Osmanlı Ordusu doğu seferi sırasında, halkın bağlara göçerek boşalttığı Eski Malatya?daki evlerini kışla olarak kullanır.Birlikler kentten çekildiği zaman da halk eski evlerine dönmeyip Aspuzu?da kalır. Kent de yavaş yavaş buraya taşınır, gelişir ve sırtını Beydağı?na dayar.





Dalbastı kirazıyla ünlü Yeşilyurt?a da uğrayın. Haziran ayında şenlikleri bile yapılır bu kirazın. Yeşilyurt?taki Kapkaj dediğimiz yerde Malatya?nın içme suyu çıkar. Yüksekten, kayaların arasından çağlayarak akan bu su, yeterli kanal olmadığı için zapt edilemiyor. Yeşilyurt?tan Darende?ye doğru giderken merkeze 25. kilometre uzaklıkta Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü?ne bağlı Sultansuyu Üretme çiftliği var. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulan üç devlet harasından biri Sultansuyu.Safkan Arap atları bu harada yetiştirilir ve sahiplerine yarışlarda milyarlarca lira para kazandırır.





Darende?de ise Bedesten ile 17. yüzyılda yenilenen Somuncu Baba Camii ve Türbesi bulunuyor. Subaşındaki vadi başlangıcındaki kayalık üzerinde yer alan bu Osmanlı eserinin medresesi de var. Gürpınar Şelalesi de Darende?de. Dönüşte isterseniz, Levent Vadisi?ne gider, vadideki mağaralarda Geç Hitit Dönemi?ne ait kaya kabartmalarını görür, sonra kente dönersiniz…
Haa… Bir de Nemrut Dağı Milli Parkı?nın bir kısmı Pötürge İlçesi sınırlarında kalıyor. Yani Kommagene?nin kutsal kentine Malatya?dan da gidilebiliyor. Dünyanın sekizinci harikasından güneşin doğuşu ve batışını izlemek için mayıs ile kasım ayı arasında burada olmak gerekiyor…?




Toplam Okunma : 169 , Bugün : 2